Yorgun ve Yolda, Karadağ’da yola devam.

GOPR1865.MP4_000010017

 

Bir önceki günün ve günlerin yorguluğu ile Kotor Unjinc arası yaklaşık 30 km. Bu mesafeyi gitmem epey vaktimi alıyor. Ulan sabahın 05:40 da kalk, 06:15 yola çık daha saat 8:30’da 40 derece sıcaklığa yanaş.

 

Bende insanım, benimde bir canım ve sınırlarım var. Artık bittim, geberdim diyerek bir kenara manevra ile yanaşıyorum. Biraz dinlendikten sonra Arnavutluk sınırının hemen bitişindeki Unjinc şehrini görüyorum. Ağlaya zırlaya Unjinc’e varıyorum. Hemen bir camiye girip 2-3 saat kadar uyuyor ardından dışarıda bir yerlerde bir tabak dolusu tadı tuzu belli olmayan et yemeğini yiyip Unjinc’e gezmeye başlıyorum. Şehrin en büyük caddesine giriş yaptıktan biraz afallıyorum. Herşey her yerde karman çorman bir cadde. Bir yandan trafik, egsoz dumanları, kalabalık, bunaltıcı sıcak, her çeşit dükkan derken başım dönmeye başlıyor. Ardıdan gps üzerinden Unjinc’e bakınıyorum. Acaba ne var ne yok.

1 kalesi ve bir sahili olan bu bölgenin keşfini yapmak üzere yola koyuluyorum. Kalesi kalelikten çıkmış çarşı pazar yeri olmuş. Yemek lokantaları, hediyelik eşyalar vs. manzarası denize sıfır. Ardından ise sahilini turluyorum.

20150904_165114

Özel bir plaja sahip İstanbul’lular bilir Şilede ki plajın daha temiz ve düzenli bir versiyonunu düşünün. Yalnız balkan ülkelerindeki işletmecilik her yerde olduğu gibi Unjinc’de tertipli ve düzenli. Daha sonra plaja yakın bir cami görüyorum ve tam içeri girmek isterken arkdamdan ne dediğini anlamadığım bir abi bir şeyler söyleniyor. Hareketlerinden  camide konaklamak yasak demek istediğini anlıyorum. Tabi onlarda haklı benim gibi her gün biri gelse cami değil otel olurdu. Telefonumu ve bilgisayarımı şarj ettikten sonra ilk uğradığım camiye geri dönüyorum.

Akşam namazını kıldıktan sonra Kosova’lı bir abi yanıma yanaşıyor;

  • Türk müsün?
  • Evet?
  • Ne yaparsın?
  • Gezerim. =)
  • E peki Prizren’e uğradın mı?
  • Uğradım tabi ki 2 gün kaldım ve çok beğendim.

Daha sonra cami imamından bir gecelik konaklama izni istiyorum. İstediğime pişman oluyorum. Tanıştığım Kosovalı abi bana tercüman oluyor. Sadece 1 soru soruyorum fakat cami imami. Sanıyorum 150 kelime kurmuştur. Ve sorgular sualler başlıyor.

  • Niye camide kalıyorsun?
  • Paran yoksa vereyim?
  • Polis kızıyor?
  • Neden motelde kalmıyorsun?
  • Niye cami?
  • İstersen ben sana bir yer ayarlıyayım?
  • Paran yoksa vereyim 5 erou git bir yerde kal?

Daha böyle uzuyor gidiyor. Epey sinirleniyorum. Niyeti biraz iyi biraz değişik geliyor. Param tabiki var, moteller ya da onların türevi yerler genelde pislik yuvası. Leş gibi çarşaflar vs. Doğru dürüst manzara yok,gürültü patırtı. Neden cami? En başta rahat, sessiz, namaz vakti daha kolay, düz ayak, temiz.

Ardından akşam vakti, açıyorum ışıklarımı başlıyorum pedal çevirmeye. Bu arada mümkün mertebe gece bisiklet kullanmamaya özen gösteren biriyim ancak bu kez durum biraz farklı şehir kalabalık, konaklanacak yerler kötü vs. Fakat gece olduğundan gündüze göre daha yorgun, dikkatsiz ve araçların tarafından bakıldığında her ne kadarda reflektörümde olsa görünmez oluyorum. Şehirden çıkmadan yarın sabah için biraz erzak alıp yaklaşık 5 km daha yolda gitmeye devam ediyorum. Havlayan köpeklerinden eşliğinde şehrin ışıkları yerini karanlığa bırakıyor. Yine gece vakti olduğu için cadır yeri bulmak, cadır zemininin durumunu ayarlamak ve cadırı kurmak daha zor oluyor. Önce kendi emniyetimden emin olduktan sonra kendime güzel bir düzlük buluyorum. 15 dk sonra mis gibi bir cayır,gürültüsü az, temiz, ferah bir alanda cadırımın içinde uzanıyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir