İlk durak başlamak bitirmenin yarısıdır.

2 senedir hayalini kurduğum topraklardayım bugün. İstanbul Sabiha gökçen havaalanında başladı serüvenim, Alexander Üsküp havaalanında indim. Alıştım mı bilmiyorum ama heyecanlanmadım. Havaalanında bagajlarımı alıp dışarı çıktıktan sonra bisikletimi toplamaya başladım.

DSC02990

Bir yandan bisikletimi topluyorum bir yandan nerede olduğumu anlamaya çalışıyorum derken yanıma biri yaklaştı üzerinde siyah tişortu ve motor grubuna ait logosuyla bisikletimi iyice inceledi birkaç çift sohbetin ardından Üsküp’e doğru yola koyuldum. Hayallerim gerçek olmuş pedallarım balkanlara doğru dönerken ekranda 41 dereceyi gördüm. Kendi kendime söyleniyorum “herhalde cihaz bozuk” derken telefondan hava durumuna baktım. “Neeee 36 derece mi?” tabi asfaltla beraber 41 derece ediyor. İlk güne göre çok sıcak diye sayıklanıyorum ve en azından yol düz diyorum. Yol demişken bisikletimin tekerlekleri 30-35 km hızla dönüyor. Sebebi mi? Yol hem düz ve asfaltıda çok temiz. Üsküp merkeze yaklaşmaya başladım arada durup su içiyorum ve yol üzerinde çimleri sulayan fıskıyeleri görüyorum bisikletten zıplayıp kedimi fıskıyelerin serin kollarına bırakıyorum.

DSC02993

DSC02992

Artık Üsküp merkezdeyim burada Verda isimli bir nehir var, nehirin kuzey yakası Hristiyianlara güney yakası Müslümanlara ait. Zaten fark etmemek imkansız. Müslümanların her köşe başında camiisi Hristiyanların ise heykelleri var. Cami kenarında çeşme görüyorum ve su içmek için yanaşırken arkamdan bir ses;

-Hey Türk’müsün?

-Evet Türk’üm

İçimden de sayıklıyorum arkamda koca Türk bayrağı var Ahmet abi bana Türk’müsün diye soruyor.

Kendisiyle epey sohbet ediyoruz ardından beni İsa Bey isimli Osmanlı yapımı bir camiye götürüyor.Biraz bakındıktan sonra

-Ahmet abi buraya 2 gece çadır kursam nasıl olur?

-İmama hemen soruyorum Furkan biraz bekle.

İmamla tanışıyorum burası senindir Furkan. İster içerde, ister dışarda, istersen de veranda da kalabilirsin diyor. Kendisine ve Ahmet abiye teşekkür ediyorum.

Anlatacak o kadar çok şey var ki. Sayfalara sığmaz. Burada geçirdiğim toplam süre 6 saat ama sanki 3 gündür buradayım ve herkesi tanıyorum. Burası evimden, mahallemden farksız insanlar etrafıma toplanıp sorular soruyor, yiyecek birşeyler ikram ediyor.

Yarın Ahmet abiyle Üsküp’ü gezeceğim. Bayılıyorum bisikletle turlamaya. Topluma çok yakın bir o kadarda uzak bir araç. Canın isterse dağda tek kal ya da şehirde turla insanların arasına karış. İletişim kurmamak kaçınılmaz insanlar bisikleti görünce şaşkına dönüyor. Koca çantalar ve üstüne bir adam. İster istemez meraklanıp yanınıza geliyorlar. Ve o andan itibaren kendinizi sevdirirseniz sayısız arkadaş edinmiş oluyorsunuz. Daha ne olsun. Doğa var, sosyal iletişim var, bedava kalacak yer var, bedava rehber var (Ahmet abi). Yemek yeme vs. ucuz Gel keyfim geeeeel.

Artık uyuma vakti. Caminin verandasına tulumu atarım. Bir güzel içine kıvrılır mışıl mışıl uyurum.

Comments

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir