Hava değişimi

Kotor’a ulaşmam yine akşam saatlerini buluyor. Epey bakımlı ve göşterişli olan Kotor’a varana dek sanki bir çölün içinde seyahat ediyor gibi hissediyorum kendimi. Bosna’nın güzelim nehirleri, dereleri ve alabildiğine geniş yeşil bitki örtüsü yerini makiden oluşan kırsal ve aşırı sıcak bir iklime bürünüyor. Her iklim, her coğrafya ayrı ilgilimi çektiği için şikâyetçi değilim. Büyük bir hevesle Kotor’u turlamaya başlıyorum. Hemen hemen her yerde özel plajlar, halk plajları mevcut. İster içkili, barlı sokaklardan plajlara ya da daha sessiz sakin ve işletmesi olmayan plajlara ulaşmanız oldukça kolay. Bir diğer yanı ise evleri. Kotor’daki körfezin güzelliği bir yana sahillere konumlandırılmış taştan evlerin güzelliği bir yana. Bir yanda evleri ve sokak mimarisi incelerken bir yandan körfezin verdiği heyecan dolu doğal güzellikleri izlemenin keyfi bambaşka. Bütün körfezin mesafesi yaklaşık 30 km kadar. Kamping alanları, çarşıları oldukça temiz ve bakımlı. İnsanları ise kendi halinde ve medeni bir tavırla sokak kaldırımlarında geziyorlar.

20150902_183511

20150902_161248

Dışarıda yemek yemek her yerde olduğu gibi benim gibi biri için pahalı. Fazla kalori yaktığım için fazla yiyor ve fazla para harcıyorum. Bunun yerine pratik, besleyici, sağlıklı ve ekonomik olan yöntemim kendin pişir kendin ye. Öğlen yemeğimi halk plajında pişirip yiyorum. Ardından ise büyük bir heyecan ile kendimi ılık ve dalgası olmayan, tuzu az denizin kollarına bırakıyorum. 1-2 saat kadar denize girip güneşlendikten sonra. Kotor’un çarşısınıda dolaşma fırsatım oluyor. Yine düzenli ve temiz olan Kotor çarşısının hemen bitişiğinde yer alan kale surlarını merakla inceliyorum. Dağın dik yamaçlarına kurulu olan kiliseyi ziyaret etmedim fakat görsel anlamda epey güzel. Fazla vaktim olmadığı için kendime çadırımı kuracak bir yer aramaya başlıyorum.

Kotor sahilini ve çarşısını gören ufak bir çıkıntı sanki bana ayrılmış gibi beni oracıkta bekliyordu. Hemen arkasındaki yolun bitişiğindeki ev sahiblerinden rica ederek çadırımı kurdum. Ve manzaranın tadını çıkarmaya başladım. Aradan 10 dk. sonra evin sahipleri yanıma gelip Türk kahvesi ister misin? diye sorduklarında şaşırdım.

-Tabi ki lüften diyerek cevapladım.

Türk kahvemi manzara eşliğinde yudumlardan bir yandan yarın sabahı ve gün boyu beni bekleyen tırmanışı incelmeye başladım. 25 virajdan oluşan ve 30 metre iftifadan 1200 metre irtifaya kadar uzanan yolu görünce epey sevindim. Düz yolda 100 km gitmek beni epey sıkıyor. Aslında düz yol olarak alternatifi bile mevcut iken ben bu tırmanışı tercih ettim.

20150903_101754

Niye tırmanmayı seviyorum. Tırmanmak sabır ve mücadele gerektirdiği için ilgimi çekiyor. Bir yandan ise tırmanışın her 100 metresinde bir farklı manzaralar ve görüş acıları elde etme imkanım oluyor. Günümün yarısı hatta %70 i tırmanmakla geçti.1200 metre çıktıktan sonra tekrar dağların arasındaki yaylaya iniyorsunuz. Kesinlikle doğru karar verdiğime kanaat getirerek yoluma devam ediyorum. Ve tekrar indiğim gibi tırmanıyor, tekrar iniyor ve yine tırmanıyorum. Son olarak 850 metre yükseklikten sahile kadar sağ sağlım iniş yapabiliyorum. Bulunduğum yer Prijevor burası tam tatilcilerin aradığı mekan diyebilirim hem büyük bir şehir hem de yazlık otel vs. sayısı epey fazla ve biraz nemli, azıcık Antalya’yı andırıyor. Büyük şehirlerde barınmayı sevmediğim için biraz daha ilerliyorum. Yüksek bir tepeye çadırımı atıyorum. Çadırı kurduğum yer ise przno yine yazlıkçıların mekanı ama çarşı vs. gürültüsü, patırtısı olmayan oldukça sessiz bir yer. Hatta epeyce yüksek bir kayalığın en üst zirversine 15-20 tane yazlık konumlandırılmış. Biri bayan, 4 ü erkek olmak üzere Arnavutluk’dan yola çıkmış evlerine doğru dönen bisikletçilere rast geliyorum. Biri beni görür görmez büyük bir ilgiyle yanıma kadar gelip sol eliyle sağ elime büyük bir şaplak yapıştıyor ve anlamadığım dil olan sırpcayı konuşuyor. Sanki bana o taşı fırlatan, manavcı teyzenin süt satmak istemediği ırktan değilde memleketlisiymişim gibi ilgi gösteriyor. El kol hareketleriyle yolu anlatıyor bir şeyler konuşuyor ne demek istediğini anlamıyorum ama kesinlikte iyi bir arkadaş olduğunu her halinden anlayabiliyorum. Giderkende beni şaşkına çeviyor. Sol elini sallarken “haydi Selamınaleyküm” diyerek uzaklaşıyor. Ardından yine o yıldızlı ve deniz manzaralı çadırıma dönüyorum.

20150903_185854

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir